BİLGİNİN GÜCÜ TEDX

TEDX, geçmişi 1984 yıllarına dayanan, “Paylaşmaya Değer Fikirler”temasıyla yola çıkan bir oluşum.

Kelime anlamı olarak ise TED; Technology,Entertainmet,Design kelimelerinin baş harfleri ifade ediyor.

Kapsam olaraksa ilk zamanlar Silikon Vadisine yönelik konuları baz alırken artık hayatın içinden “Paylaşmaya Değer Fikir” olarak görülen hemen her konu hakkında TED konferansları düzenleniyor.

Peki TED’i anladık, X nedir derseniz işte cevabı:

X; konsept olarak TED ile aynı fakat konu olarak yerellik gösteren konferans konularını ifade etmekte. Yani bağımsız organize edilen TED etkinlikleri.

En önemli kısma gelirsek, Nedir TEDX’i burada yazmamı gerektirecek kadar önemli kılan şey?

TEDX ile ilk olarak Elif Şafak‘ın 17 Temmuz 2010 yılında “Kurgunun Politikası” temalı konuşmasını youtubedan izleyerek tanıştım.

Biraz araştırınca çok beğendiğim bu konuşmanın çok daha fazlasının var olduğunu ve hatta Türkiye’de de düzenlendiğinin öğrendim.

tedxistanbul-yeniden-kesfet-2015_8757746-6220_1920x10801

Konferans deyince tabiki aklımıza sıkıcı bitmek bilmeyen konuşmalar geliyor. (Her konuşmacıya maksimum 15 dakika süre tanınıyor) Ama yazıyı sıkılmadan buraya kadar okuduysanız, bilin ki bu videoları beğeneceksiniz.

Söylemek istediğim, o videoları izleyince hatta bizzat konferanslara katılınca önünüzde yepyeni ufukların açıldığını, daha sağduyulu, yardımsever ve farkındalıkla dolduğunuzu iliklerinize kadar hissedecek olmanız.

Konuşmacılar belirlenen kapsama göre sizlere söyleyecek birşeyleri olan, hemen her kesimden kişiler olabiliyor. Örnek verecek olursam, Bill Clinton, Jane Goodall, Malcolm Gladwell, Al Gore, Gordon Brown, Richard Dawkins, Bill Gates, eğitimci Salman Khan, Google’in kurucuları Larry Page ve Sergey Brin, ve birçok Nobel Ödülü sahibi bulunmaktadır.Emin Çapa , Ahmet Naç (Öğretmen), Ece Temelkuran, Sercan Çelebi vb.

maxresdefault

Tümünü birden izlemesi saatlerinizi alabilecek bu videoların hemen hemen tamamının Türkçe alt yazısı da bulunuyor. TED Talks’taki diğer Türkçe alt yazılı videoların tam listesini ise şu adresten bulabilirsiniz.

images

İnternetde biraz araştırınca 3 yıl öncesine ait bir TEDX en çok izlenen 20 video listesini buldum. Belki gözatmak istersiniz.

  1. Ken Robinson diyor ki; “Okullar yaratıcılığı öldürüyor.” (2006) – 13.409.417 izlenme
  2. Jill Bolte Taylor’a inen müthiş içgörü darbesi (2008) – 10.409.851 izlenme
  3. Pranav Mistry: AltıncıHis teknolojisinin heyecan verici potansiyeli (2009) – 9.223.263 izlenme
  4. David Gallo sualtının şaşırtıcılıklarını gösteriyor (2007) – 7.879.541 izlenme
  5. Pattie Maes çığır açan giyilebilir teknoloji “Altıncı His”si tanıtıyor (2009) – 7.467.580 izlenme
  6. Tony Robbins neyi neden yaptığımızı soruyor (2006) – 6.879.488 izlenme
  7. Simon Sinek: Mükemmel liderler bir harekete nasıl ilham verirler (2010) – 6.050.294 izlenme
  8. Steve Jobs: Ölümden önce nasıl yaşamalı (2005) – 5.444.022 izlenme
    Bu konuşma aslında bir TED konuşması değil ama TED içerisinde “Web’in en iyileri başlığında yer alıyor”. 
  9. Hans Rosling görecek olacağınız en iyi istatistikleri gösteriyor (2006) – 4.966.643 izlenme
  10. Brene Brown: Kırılganlığın gücü (2010) – 4.763.038 izlenme
  11. Dan Pink ile şaşırtıcı motivasyon bilimi üzerine (2009) – 4.706.241 izlenme
  12. Arthur Benjamin’in “Matematik Sihri” (2005) – 4.658.425 izlenme
  13. Elizabeth Gilbert: Deha Üzerine (2009) – 4.538.037 izlenme
  14. Dan Gilbert’in sorusu: Neden mutluyuz? (2004) – 4.269.082 izlenme
  15. Stephen Hawking kainat hakkında büyük sorular soruyor (2008) – 4.153.105 izlenme
  16. Jeff Han bilimde büyük bir buluş olan dokunmatik ekranını tanıtıyor (2006) – 3.891.251 izlenme
  17. Johnny Lee Wii oyun kumandası hileleri tanıtıyor (2008) – 3.869.417 izlenme
  18. Keith Barry beyinleri büyülüyor (2004) – 3.847.893 izlenme
  19. Mary Roach: Orgazm hakkında bilmediğiniz 10 şey (2009) – 3.810.630 izlenme
  20. Vijay Kumar: İşbirliği yapan ve uçan robotlar (2012) – 3.535.340 izlenme

Ve:

Bu yazının amacı TEDX hakkında sizleri haberdar etmekti.Geçtiğimiz Kasım ayında izleyici olarak katıldığım TEDX İstanbul “Noktaları Birleştirmek” temalı konferans hakkında ayrıca yazmayı planlıyorum. İzlediğim her bir konuşma için paylaşmak istediğim pek çok şey var. O konuları es geçmek istemiyorum.

Son olarak dünya bir o kadar büyük ama aslında bir o kadar da küçük. Bilgi bir o kadar uzak, ama bir o kadar da yakın. Lütfen GOOGLE‘layın. Sadece facebookla heba etmeyin internet paketlerinizi.

Bilgiyle kalın.

 

 

Bir Sosyal Medya Sorunsalı ‘FOMO’

En son 5 dakika önce bakmıştım facebook’a acaba yeni bir şeyler paylaşan oldu mu bir kontrol edeyim. Aaaaa o da ne lise arkadaşımın hayatı instagramda takip ettiğim kadarıyla çok renkli, ona kıyasla benim hayatım çok sıkıcı offfff, acilen bir şeyler yapmam lazım!!!

Neeee en son tweetim hiç retweet almadı mı, Aman Allahım neden kimse beğenmemiş son paylaşımımı!!!

Gideyim bir kek yapayım hem instagramda da paylaşırım ………………………………………..

Tanıdık değil mi, hiç inkar etmeyin 2015’e veda ettiğimiz şu günlerde dünya olarak geldiğimiz son nokta bu artık.

Sanal Uyuşturucu olarak nitelendirilen FOMO (Fear of Missing Out) yani “gelişmeleri kaçırma korkusu” artık çağımızın sorunu haline gelmiş durumda.

0b1dbb1273d5b6d2_480x270.jpg

Geçenlerde gittiğim bir konserde genel yaş ortalaması 18-30 aralığında kalabalık bir grupla beraberdim ve gördüklerim beni resmen dehşete düşürdü.

Sanatçının sahnede belirmesiyle birlikte, gençler konserde olduklarını, çok çok hatta onların deyimiyle çılgınlar gibi eğlendiklerini, düşman çatlatırcasına sosyal medyada paylaşma yarışına girdiler. Başlarda garip gelse bile bir süre sonra sıkılıp konsere odaklanırlar diye düşünürken bu durum konser sonuna kadar devam etti. Şarkılar ve sanatçının performansı harikaydı ama ben hala Anı Yaşamadıktan sonra orada olmanın ne önemi olduğunu sorguluyorum. Biz ne ara bu hale geldik.

Uzakta olan aileler için görüntülü konuşma çok harika bir şey. Sürekli arayamasan da sosyal medyadan kardeşini, abini, halanı vb. takip etmen iyi olduklarını bilmen olağan üstü güzel. Sevdiklerini ulaşmak istediğin an cep telefonundan ulaşman da öyle.

 

1090293_620x410

Ama yıllardır görmediğin arkadaşınla bir araya geldiğinde hasret gidermek yerine, facebookta birlikte olduğunuzu bildirip, sohbetinizi 3. kişileri de dahil ederek sanal ortamda devam ettirmek ne kadar olağan sizce? Telefonunu evde unuttuğu için işe gitmeyen, geç kalmayı göze alıp geri dönen ne çok insan tanıyorum. Bir düşünsenize tüm gün boyunca telefonun elinin altında olmayacak, 5 dakika çalışıp, 10 dakika baktığın telefonunu arayacak tüm gün ellerin, Aman Allahım.

 

Unutmayın,

hayat sadece like lardan ibaret değil, daha fazlası.

 

 

 

Pi Sayısı (3,14159265358979323846)

Matematiğin en popüler sayısıdır Pi. Nerdeyse bilmeyen yoktur kendisini. O kadar popülerdir ki Pi Günü bile vardır.Her yıl 14 Mart‘ta kutlanmaktadır. Bunun sebebi ise Amerikan tarih formatında bu günün 3/14 olarak geçmesi ve bunun pi sayısının en yaygın kullanımını anımsatmasıdır.

MARS ONE PROJESİ (Türkler Giremez)

Biz ilkelce kartopu oynadık diye birbirimizi öldürüken, Avrupalılar gelişmişliğe, bilime teknolojiye doymuyor.

Mars One projesini duymuşsunuzdur. Hollandalı Bas Lansdorp liderliğinde 2012’den beri geliştirilmekte olan ve kâr amacı gütmeyen bir projedir. İçeriği ise dünyamız yaşamaya elverişsiz hale gelirse eğer bir B planımız olsun diye Mars’da koloni kurarak orada yeni bir yaşam alanı yaratmak için yapılan çalışmaları kapsıyor.

Haziran 2012’de duyurusu yapılan Mars’a insan kolonisi kurma planı birkaç aşamadan oluşmakta. 2016 yılına kadar bir ilişki uydusu ile istihbaratçı aparatı ve daha sonra da 2023 yılında kalıcı yerleşim kurmak için 4 astronot gönderilmesi planlanmaktadır. Daha sonra da her 2 yılda bir, 4 kişiden oluşan grupların Mars’a gönderilmesi planlar arasında.

marsoneastronaut

Projeyi destekleyenler olduğu kadar, radrasyondan dolayı başarısız olacağını düşünenler de bir hayli çok. Ama başarılı olunursa, Hollanda’nın Amerika’ya karşı büyük bir üstünlük kazanacağı da aşikar.

Kolonide yer almak için başvuran 202 bin 586 kişi arasında değerlendirmeye alınan 660 aday içinden 100 kişi üçüncü tura seçildi. Sıkı testler ve eğitimden geçirilecek olan bu adaylar arasından tekrar dünyaya dönmemek üzere 24 kişi belirlenecek. Bu kişiler 4’erli ekipler halinde yedi aylık yolculukla Mars’a gidecek.

Yani bir daha dünyaya dönmemek üzere hayatınızın geri kalanını kızıl gezegen de geçireceksiniz.Kulağa çılgınca geliyor değil mi? Başvuran sayısına bakılırsa farklı düşünenlerin sayısı azımsanmayacak kadar fazla.

Humans on Mars may be in our future

Projenin detayına bakarsak; elemeler sonucunda Marsa gitmeye uygun bulunan 24 kişi, Biri Bizi Gözetliyor formatındaki bir TV programı ile her tarafı kameralarla dolu bir evde eğitimleri süresince izlenecek.

Uzmanlar ise hava sıcaklığının -55 Santigrat derece civarında olduğu bir gezegende hayatta kalınması için daha fazlasının yapılması gerekli olduğuna inanıyor. Fransa’nın Strasbourg kentindeki Uluslararası Uzay Üniversitesi’nden Chris Welch, “Mars’ta oksijen elde etmenin olası olduğunu ancak bu konuda kesin bir şey demenin mümkün olmadığını” söyledi.

Welch, “Mars’a insan gönderebilirsiniz. Ancak onları hayatta tutmak çok daha zor. Teknik açıdan bakılırsa bu olasılık yüzde 50-50” dedi.

Tabiki bu projeye katılmak için başvuranlar arasında Türkler de var fakat şu ana kadar başvuran 11 tane Türk vatandaşından hepsi elenmiş durumda.

İnsanlar şehir değiştirmeye bile çekinirken bırakın ülke değiştirmeyi, yaşadığınız gezegeni değiştirmek! Ciddi bir değişim ve karar olacağı kesin. En etkili kısmı ise dünyaya bir daha dönüş yapamayacak oluşunuz. Sizi bilmem ama ben bu haberi duyduğumdan beri merakla gelişmeleri takip ediyorum. Sanki bir bilim kurgu filmi izliyormuşum gibi.Sonuç her ne olursa olsun, projenin ilgi çektiği kesin. Umarım başarılı da olur.

Olur da dünya yaşanmaz bir hale gelirse, insanlık için çok önemli bir yedek olacak Mars da kurulan yeni dünya.

Ülkemizde yaşanan son gelişmeleri göz önünde bulundurursak, Türkler Giremez tabelasının Mars’ın girişine asılmaması için şimdiden dua etmeye başlasak iyi olacak.

Öldüğünüzde Facebook Hesabınız Ne Olacak?

Hiç ölmeyecek gibi yaşasak bile elbette sıramız geldiğinde hepimiz bir gün zamanlı yada zamansız bu dünyadan göçüp gideceğiz. Peki öldüğümüzde facebook, twitter, instagram gibi pek çok sosyal medya hesabımız ne olacak?

943629_detay

Artık 7’den 77’ye hemen hemen herkesin bir sosyal medya hesabı bulunuyor. Peki hiç düşündünüz mü biz öldüğümüzde bu hesaplar ne olacak? Bir kaç gün giriş yapmadığınızda bile tonlarca mesaj, uyarı, oyun isteği vb. bildirimleri aldığınız facebook hesabıza hiç giremediğinizde yaşanacak olan karmaşayı düşünebiliyor musunuz?

Artık çevremdeki hemen hemen herkesin sosyal medyada en azından bir tane hesabı bulunuyor. Herkesin bu konuda farklı nedenleri var. Gençler zaten sosyal medyada başı çeken kesim o yüzden onları sorgulamıyorum bile, orta yaşlı dediğimiz kesim ise, lise, üniversite ya da çocukluk arkadaşlarını bulmak için bu hesapları açıyor. Anne babalarımız ve yaş ortalaması daha yüksek olan kesim ise torunlarını görmek, kendisinden uzakta olan çocuklarının paylaşımlarını görmek, haberdar olmak ya da komşusunda gördüğü için sosyal medya dünyasına giriş yapıyor.

Peki öldüğümüzde??

Hiç düşündünüz mü? Gmail hesabınız, Hotmail hesabınız, iş Mailleriniz ve diğerleri onlara ne olacak?

İnternet de biraz araştırınca diğerleri değil ama Facebook ‘un bu konuda bişeyler düşünüldüğünü fark ettim ve sizlerle paylaşmak istedim.

Facebook Yardım Merkezi bu konuda anıtlaştırma özelliğini eklemiş. Biraz incelediğimde şunları gördüm.

Vefat eden bir kişinin hesabı anıtlaştırıldığında ne olur?

Anıtlaştırılan hesapların başlıca özelliklerinden bazıları şunlardır:

  • Facebook anıtlaştırılan hesaplara giriş yapılmasına izin vermez.
  • Anıtlaştırılan hesaplarda herhangi bir değişiklik yapılamaz. Buna arkadaş ekleme veya çıkarma, fotoğrafları değiştirme veya vefat eden kişinin önceden paylaştığı içerikleri silme dahildir.
  • Vefat eden kişinin hesabındaki gizlilik ayarlarına bağlı olarak, arkadaşları anıtlaştırılan Zaman Tünelinde anılarını paylaşabilir.
  • Vefat eden kişiye herkes özel mesajlar gönderebilir.
  • Vefat eden kişinin paylaştığı içerikler (ör. fotoğraflar, gönderiler) Facebook’ta kalır ve paylaşıldıkları hedef kitle bunları görebilir.
  • Anıtlaştırılan Zaman Tünelleri; “Tanıyor Olabileceğin Kişiler” önerileri, doğum günü hatırlatmaları, reklamlar gibi herkese açık alanlarda görünmez.
  • Tek yöneticisi anıtlaştırılmış bir hesap olan gruplar yeni yöneticiler seçebilir, ancak bu tür Sayfalar Facebook’tan kaldırılır.

Belki de E-Mezar/Anıt tarzı uygulamalar olmalı artık. Ölen kişilerin mevcut sosyal medya hesapları platform değiştirerek E-Mezar/Anıt gibi farklı bir uygulamaya taşınarak bu kişilerin ölüm yıl dönümlerinde onlar adına duyuru yapan yani mevcutta nasıl Facebook doğum günü yaklaşanları bize önceden bildiriyorsa, ölüm yıldönümü yaklaşanların da benzer şekilde öncesinde aktif olan hesabın arkadaşlarına bildiri göndermesi gibi neden olmasın???

Ya da hepimiz her duruma hazırlıklı olmak için eşimiz, kardeşimiz, arkadaşımız gibi güvendiğimiz birileri ile kullanıcı bilgilerimizi paylaşmalıyız.İşi biraz daha ileriye taşıyayım ve dijital vasiyet hazırlanmalı diyeyim.Her ihtimale karşı öldüğümüzde sosyal medya hesabımızda yayınlanacak bir vasiyet, veda mesajı, şiir vb. birşeyleri güvendiğimiz birilerine emanet edelim. Bu konuda bence yapılacak çok iş var. Değerlendirmeye değer diye düşünüyorum.

Yeni Nesil MP3 Uygulaması DEEZER

deezer3-19

Artık usbye atılan müziklerin iş bilgisayarlarına yüklenmesi ve bilgisayar üzerinden müzik dinlemek neredeyse tarih olmak üzere. Çağa ayak uydurmak isteyenler için bizzat kendimin de tecrube ettiği ve user friendly (kullanıcı dostu) tasarımına hayran kaldığım müzik dinleme platformu olan deezer’ı şiddetle tavsiye ederim. Uygulamanın Android ve IOS versiyonları da mevcut ve geçen ay arayüzlerini de güncelleştirerek farklı ve sıcacık bir tasarımla kullanıcılarını memnun etmeye devam ediyor.

Artık çağımız teknoloji çağı, her uygulama kullanıcıya dokunmak konusunda bir yarış halinde. Storelardan indirdiğimiz her application da aradığımız şey bize hitap etmesi, kendimize göre onu özelleştirebilmemiz, geçmiş aktivitelerimizi bize her zaman sunabilmesi ve yaptığımız tercihlere göre bize öneriler sunması. yani karşımızdaki uygulamanın bize kendimizi özel hissettirmesi. Bu şekilde aslında bir uygulamanın nasıl başarılı olabileceğini de özetlemiş oluyoruz sanırım.