HARİTA METOD DEFTERİ

Yazarı: Murathan MUNGAN

Başrol Karakteri: Murathan Mungan , ailesi ve büyüdüğü şehir Mardin 

Tarihten Alıntı: “Hepimizin trajedisi bir zamanlar çocuk olmamızda yatar” (Nietzsche)

Bize Hatırlattıkları:  Çocukluğumuz, mektup arkadaşlıkları, kışları evlerimizi ısıtan sobalar, yatılı gidilen aile ziyaretleri, okul önlüğümüzün göğüs cebine mutlaka ütüleyip koyduğumuz temiz mendiller …

Okurken Size Eşlik Etmesi Gereken Müzik: Yeni Türküden Telli Turna ( Aslında yunan ezgisi olup, türkçe sözlerini Murathan Mungan yazmıştır.)

Her anı kitabı yedeğinde “Hayat nedir?” sorusunu taşır. Ne de olsa çocukluk karar verir içimizdeki pek çok şeye, hayatsa bu “pek çok şeyi” bizim için her seferinde yeniden tartışmaya açar. Bu nedenle anılarını yazmaya kalkışmak, ne olursa olsun sonuçta geçmişi yorumlamaktır; yazıya dökerek çocukluk travmasını dünyaya paylaşma arzusudur. Yukarıda sözünü ettiğim gibi, pek çok kişinin “hayati önemde” örselenmeden büyümesinin mümkün olmadığı bir aile ve toplum yapısında ömrümüzün önemli bir bölümü aldığımız yaraları sağaltmakla, gördüğümüz hasarın kişiliğimizde bıraktığı izlerle mücadele etmekle geçer. Günü geldiğinde “yazı” dan medet ummamızda bunun da payı vardır. Öte yandan, ne kadar yazıya dökmeye uğraşsanız da, bilirsiniz çocukluğun ağlarını iyieştiremez yazdıklarınız; geçmişte kapalı kaldıkları yerde zaman zaman sızlar durular. Ama yazının şifasında gene de iyi gelen bir şey vardır; ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz, ama iyi gelen bir şey.

Bu benim ilk Murathan Mungan kitabım. Sosyal medyadan ve daha çok şiirleriyle tanıdığım yazarın kitapları öncesinde hiç ilgi odağım olmamıştı. Bu kitabı nereden buldun derseniz, bir kaç ay önce Soner Yalçın‘ın bir köşe yazısında geçtiği için biraz araştırınca konusu ilgimi çekmiş ve okunacaklar listeme eklemiştim.

İtiraf edeyim 414 sayfa ve okuması zor bir kitap ama okurken hem sıkıldığım hem sevdiğim bir deneyim oldu benim için.

Ben de ilerde bir zaman kendi çocukluğumu hep yazmak istemişimdir, bunu adımı duyurmak ya da para kazanmak için değil, yazmam gerektiği, benden geriye benden olanlara bir hatıra bırakmak, mümkünse unutulmamak, anılmak için yapmak istiyorum. Bu kitabıyla Murathan Mungan bana umut oldu diyebilirim. Elbette benim onun kadar yoğun, hareketli ve zor bir çocukluğum olmadı ancak, geçmişe dair benimde anlatmak istediklerim var diyebilirim.

Kitabın konusuna gelecek olursak;  Mardin’in yerlilerinden olan arap soyundan gelen, ünlü bir avukat olan baba İsmail ve İstanbul’da yaşayan Muazzezin oğlu olarak 1955’de anne ve babasının boşandıktan sonra dayanamayıp ikinci kez yeniden evlenmesinden sonra doğuyor, sonrasında annesinin yaşadığı psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle 17 yaşına kadar öz annesini bilmeden babasının ikinci karısı Habibe’yi annesi bilerek büyüyor. Sonrasında cinsel tercihlerinden dolayı ailesiyle özellikle babasıyla yaşadığı sorunlar ve babasının kendisi gibi avukat olmasını istemesine rağmen Murathan’ın kendi hayallerinin peşinden gidişinden daha pek çok anıdan bahsediliyor.

17 yaşına kadar çocukluğunu geçirdiği Mardin’i o kadar güzel anlatıyor ki, yazarın betimleme yeteneğine hayran kalıyorsunuz, bahsettiği yemek tarifleri ise bana aşçılık konusunda da yazarın yeteneği olduğunu düşündürdü açıkcası. (Özellikle Mardin dolması bölümü- sayfa 171)

Kitabına neden bu adı verdiğini ise şöyle anlatıyor;

Çok yıl önce verilmiş bir kararla, bu kitabın adını büyüme yıllarımın anısına, “Harita Metod Defteri” koymuş, bu tasarımdan sanırım ilk kez 1988 yılında bir dergide söz etmiştim. Çocukluk yıllarımda “metod” diye yazılırdı; ben de öyle bıraktım.

Ömrümün yıllarla ölçülen süresi “kaç ortalı” olursa olsun, yaşamı boyunca kendine çizdiği yol haritasını izleyerek bıkmadan usanmadan ders çalışan, elinden kolundan, kucağından defter, kitap, kalem eksik olmayan “bir çocuğun” anılarını yazdığı kitaba Harita Metod Defteri adının yakışacağını düşündüm. Umarım okunması, yaşanmasından daha güzel bir hayatın kitabı olmuştur. (2013-2015)

Kitabı okurken hep şunu düşündüm, yazar böylesine duygusal olduğu için mi bu anılar böyle gözlemlenmiş yoksa anılar bu kadar acıklı ve zor olduğu için mi yazarımız bugünkü Murathan Mungan olmuş diye, kitap bittiğindeyse bunun bir paradoks gibi birbirini besleyen birbiri olan şeyler olduğuna karar verdim. Eğer okumak isterseniz kitabın sizde hangi tadı bırakacağını merak ediyorum doğrusu.

Kitapta geçmişe ait aile fotoğraflarına da yer vermiş yazar.Bu sayede sanki sizde o anlara gidiyor, hikayenin bir parçası oluveriyorsunuz.(Soldan sağa, babası İsmail, üvey annesi habibe(Haboş),Murathan Mungan)

mungan41

Önce İsmail öldü, sonra Muazzez, sonra Habibe… Anneniz babanız hayattayken yaşınız kaç olursa olsun, birinin çocuğusunuzdur hep. Ancak onlar öldüğünde, varoluşunuzun köklerinin dünya toprağından söküldüğünü hissedersiniz. Ancak o zaman artık çocuk değilsinizdir. Artık çocuk olmadığınızı bir de böyle bir kitabı bitirdiğinizde anlarsınız. Otuzlu yaşlarda başladığım bu kitabı ancak şimdi bitirirken, Sait Faik’in bir öyküsündeki şu cümleyi anıyorum. “Küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. Hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutmadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir.”